Türkiye’de engellilerin gereksinim duydukları
çevrenin oluşturulması anlamında yeni bir sosyal
model olarak işleyecek yeni, bütünleşik bir
topluluk oluşturma fikri stratejik bir seçimdir.
Kurulacak bu topluluk birey olarak yaşayacak
engellilerin yanı sıra engelli üyeleri olan
aileleri de içerecektir. Konut birimleri ile
kamusal mekânlar ya da ortak alanlar bütünüyle
erişilebilir olmalıdır. Bu bütünleşik topluluk
toplumsal ve ekonomik olarak kendine yeterli
olmalıdır; birbirlerini ve topluluklarını
destekleyen bu topluluğun üyeleri arasında en
yüksek düzeyde etkileşim gereklidir. Böylece
konut projesi içinde, ortak toplumsal işlevleri
uygulanabilir kılacak ve kendine yeterli bir
topluluğu teşvik edecek ortak mekânlar kadar
gelir getirici projeler de oluşturulmalıdır.
25
konut ile ortak kullanım alanlarını (sosyal
merkez, rehabilitasyon merkezi, spor alanları,
kafeterya vs.) kapsayacak projenin yalnızca
mimari bir teknik proje olarak algılanması
kendine yeterlilik ve toplumsal tutum
değişikliği konusunda başarısızlık anlamına
gelecektir. Projenin Türkiye için bir pilot
proje ve yeni bir model oluşturabilmesi için tüm
ilgili tarafların TTR yaklaşımı çerçevesinde
daha geniş bir yaklaşımı benimsemesi gereklidir;
modelin engellilerin gereksinim duydukları
erişilebilir yaşam çevresi oluşturma
konusunda örnek olması gerekmektedir. Bu yeni
yaklaşım yalnızca konut projesinin fiziksel
gereklerini yerine getirmeyecek, ama aynı
zamanda engellilere yönelik toplumsal tutum
değişikliğine katkıda bulunacak yaratıcı
toplumsal değerlerin oluşturulmasını da
gerektirir. Bu yaklaşım engelli insanları
engelli olmayanlarla eşit haklara ve eşit
sorumluluklara sahip yurttaşlar olarak ele alan
yaklaşımdır.
Özel ve Yarı-özel Alanlar
Topluluğun kurulması ve varlığı engelli insanlar
ve aileleri için yaşamsal önemdedir. Topluluk,
sakinlerinin haklarını koruyup savunusunu
yapacağı gibi engellilerin günlük
gereksinimlerini de karşılayacaktır. Bu tür bir
topluluğun oluşturulması, yeni yaşam alanının
sakinleri arasında yüksek düzeyde bir etkileşim
gerektirir.
Bireysel mekânların yaratılmasını ve ortak
mekânlarla etkileşimini hangi düzeyde teşvik
etmeliyiz? Her bir konut birimi tüm işlevleri
içeren komple bir birim mi olmalı, yoksa yatak
odası ve banyo – tuvalet gibi temel işlevleri
barındıran ve oturma odası gibi diğer işlevlerin
ortak mekânların parçası olduğu bir yapı mı
tasarlamalıyız? Ortak mekânlarla bireysel
alanlar arasındaki kırmızı çizgi nerededir?
Ön çalışmaların sonucuna göre, engelliler
engellilikleri nedeniyle kamusal mekânlara
şiddetle ihtiyaç duymaktalar, ancak aynı zamanda
ihtiyaç duydukları anda erişebilecekleri özel
alanlarının olması gerekir. Sonuç olarak,
bireysel kullanıcılar ya da aileler için olsun
tüm konutlar gerekli tüm işlevlerle (uyuma,
banyo, yemek, oturma gibi; mutfak ve oturma
işlevlerinin birleştirilmesi not edilmelidir)
donatılmalıdır. Sonra ortak sosyal mekânların
oluşturulması eklenmelidir. Her bir birimin tüm
komplekse hizmet verecek ortak açık yeşil alanın
yanı sıra küçük bir bahçeye erişimi olmalıdır.