Ana Sayfa     Amaçlar     Tüzük     Şubeler     Tarihçe     Basın Haberleri     Fotoğraf Arşivi     Formlar     Z. Defteri

Roman Aktiviteleri  


 

Sulukule Raporu


 

Fatih Belediyesi 1000 yıllık tarihi Sulukule’yi, yeni yapılan 5366 sayılı yasaya dayanarak  Kentsel “yenileme” adı altında  yıkıp, kiracıları ve bireysel  tapu sahibi olmayanları semtten sürecek.

Romanların en eski yerleşim yeri, Edirnekapı’daki Neslişah ve Hatice Sultan Mahallelerinde (tarihi Sulukule) insanlar tedirgin bir bekleyiş içerisinde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi-TOKİ(Toplu Konut İdaresi) ve Fatih Belediyesi arasında imzalanan protokolle halk tarafından Sulukule olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan Mahallerinde oturan 3500 Roman’ın  ( 703 hak sahibi ve 303 kiracı) evlerinin yıkılmasına bir adım daha atıldı. Yeni çıkarılan 5366 sayılı yasaya dayanarak ve "Önce İnsan" sloganıyla başlayan Kentsel Yenileme Projesi kararı yürürlüğe girdiğinde, imza protokolü töreni hazırlandığında , ne yasanın hazırlanması, ne karar aşamasında, ne de uygulamaya geçişte Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleri’nde oturan Romanlara fikirleri sorulmadı. Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinde onlarca kişi ile görüşmemiz sonucu, birkaç tapu sahibi dışında, hemen hepsi, evlerinin yıkılmasını değil, Belediye’nin vereceği mali ve mühendislik desteği ile ve kendi fikirleri, beğenileri sorularak evlerinin restore edilmesini, deprem için sağlamlaştırılmasını ve hayata yine aynı yerde devam etmek istediklerini belirtiyorlar.  Oysa Fatih Belediyesi’nin bu konudaki planları gerçekleşirse çok ortaklı evlerde yaşayanlar ile kiracılar borçlandırılarak İstanbul’un ücra bir köşesine sürülecek ya da  yersiz yurtsuz kalacaklar.

Mahalle yenilenme projesi kapsamında semt sakinlerinin ve semt kültürünün yok olması ile karşı karşıya. Bir tarihi ve kimliği savunacak dayanaklarının kalmadığı gözleniyor, kendilerinin Sulukuleli ya da Roman diye anılmasını da istemiyorlar. Geçmişinde küçük lunaparkı, gece semt eğlenceleri, eğlence evleri, düğünleri, diğer mahallelerdeki dostları ile dayanışmaları, ünlüleri, Yeşilçam filmleri, sokak kavgaları, müzisyenleri, dansçı güzelleri, kalaycısı, bohçacısı ile meşhur Sulukule, bugün geçmişinden temizlenmek isteniyor.

Romanların en ciddi yerleşim yeri 1054 yılında ilk gelip yerleştikleri Edirnekapı surları ve çevresi, 1000 yılı kapsayan bu geçmiş Romanların ilk ve en eski yerleşim yeri, bir çeşit dünyaya açılmalarında, yayılmalarında buluşma noktası: Dünya tarihinde göçerlikleri ile bilinen Romanların gelipte yerleştikleri, yerleşipte sevdikleri, sevipte kültürlerini kaybetmedikleri tek yerleşim yeri 1000 yıllık geçmişi ile Sulukule. 

Hükümetin çıkardığı 5366 sayılı yasa ve Fatih Belediyesi’nin “YENİLEME” başlığı altındaki yıkım kararı,  tarihi Sulukule’nin özellikleri ve ortak yaşam bilinci çerçevesinde bin yıllık geçmişi soru sormadan, görüş almadan ve her şeyden önce tarihteki rolün mirasçılarına söz hakkı tanımadan değiştireceğe benziyor. Oysa Sulukule de bir koca İstanbul’un tarihi yatıyor, ve nice ünlü-ünsüz İstanbullu kişinin.

Ercüment Ekrem ise, Dünden Hatıralar adlı kitabında Sulukule'den şöyle söz eder:

"O vaktin radyosu da, gramafonu da, her seyir günü tâ Lonca'dan, Sulukule'den buraya yaya gelip dönen erkek ve kadın Kıptilerdi. Baba zurna, klarnet, ud veya keman çalar,oğul incecik ve kapkara parmakları ile dümbeleğe, darbukaya vurur, ana türkü söyler, kız da oynardı. Bunların repertuarını, her yeni mevsimde meçhul birer şairle sanatkârın müştereken yaptıkları halk türküleri teşkil ederdi. Ahali, bu türkülerin basit güftelerini ve kıvrak bestelerini kolayca belleyip tekrar edebildiği için üstat bestekârların ağır şarkılarına tercih eder, onları hususî âlemlerini konaklarda, yalılarda tertip eden, yahut ki, Boğazın mehtaplarını şenlendiren kibar takımına bırakırdı “

 

“Kamulaştırır el koyarız'

Fatih Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı dönemde hortumlu dayağını yedikleri Fatih İlçe Ekipler Amiri Süleyman Ulusoy ile birlikte Sulukule'de kapatılan eğlence evleri ile çoğu müzisyenler, aileler de  işsiz kaldı. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği'ni kurdu. Dernek Başkanı Pündük, "Önce İnsan" sloganıyla başlayan Kentsel Yenileme Projesi’nin, ne yasanın hazırlanması, ne karar aşamasında, ne de uygulamaya geçişinde bizim fikrimiz sorulmadı. Hiç kimse, biz burada yüzyıllardır yaşayan ataları Fatih Sultan Mehmet’in talimatları ile birlikte buraya yerleştirilmiş Romanlara nasıl ve nerede yaşamak istediğimizi sormadı. Şimdi de ninelerimiz, dedelerimiz, ve tüm atalarımızın evlerinin, mezarlarının bulunduğu bu semtten sürülmek üzereyiz. Proje sonucu kiracılar bu yerlerden çıkıp gitmek zorunda kalacak. Parasız, yurtsuz nerde kalacaklar, herhalde sokaklarda ikamet edecekler. Başka tarihimiz, başka gidecek yerimiz yok. Tapulu evlere ise borçlandırılarak ve eğer imkanlarımız el verirse mahallelerimizde yapılacak yeni evlerde, ya da TOKİ'nin belirlediği başka yerlerdeki konutlarda “yaşama hakkı kazanacak. Atalarımızdan, dedelerimizden kalan tapulu evlerimizi bırakıp niye yeniden borçlanalım” diye soruyor.

Fatih Belediyesi iki haftadır Neslişah Mahallesi'nde oturanlara gönderdiği davetiye ile mahalle sakinlerini gruplar halinde "5366 sayılı" yasa kararı ile ilgili bilgilendirmek üzere belediyeye çağırıyor. Belediye Başkanı Mustafa Demir, 23 Temmuz 2006 tarihinde Sabah gazetesine verdiği demeçte (www.sabah.com.tr) Sulukule'de bütün mülk sahipleri, kiracı ve işgalcilerle yüz yüze gerçekleştirilen ayrıntılı bir araştırma yapıldığını ve yasanın kendilerine kamulaştırma hakkı verdiğini de vurguluyor.

EKLER

EK1-

Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği konuyla ilgili 28 Haziran 2006 tarihinde bir basın toplantısı düzenledi. Basın açıklaması şöyle:

Biz Fatih'in Neslişah ve Hatice Sultan Mahallerinde oturan 3500 Roman, ( 703 hak sahibi ve 303 kiracı) olarak, Kasım 2005'ten beri İstanbul' da tarihi Sulukule olarak bilinen bin yıllık tarihi mekanımızdan başka bir yere sürülerek, evlerimizin Fatih Belediyesi tarafından yıkılması ve semtin Romanların yaşadığı kısmının yenilenip "mutenalaştırılması" tehlikesi ile karşı karşıyayız.

Yeni çıkarılan 5366 sayılı yasaya dayanarak ve "Önce İnsan" sloganıyla başlayan Kentsel Yenileme Projesi’nin, ne yasanın hazırlanması, ne karar aşamasında, ne de uygulamaya geçişte bizim fikrimiz sorulmadı. Hiç kimse, biz burada yüzyıllardır yaşayan ataları Fatih Sultan Mehmet’in talimatları ile birlikte buraya yerleştirilmiş Romanlara nasıl ve nerede yaşamak istediğimizi sormadı. Şimdi de çok bağlı olduğumuz, ninelerimiz, dedelerimiz, ve tüm atalarımızın mezarlarının bulunduğu bu semtten sürülmek üzereyiz.

Proje sonucu tapusu olmayanlar ve kiracılar yüzyıllardır yaşadıkları yerlerden çıkıp gitmek zorunda kalacak. Parasız, yurtsuz, okulsuz, yoksul, gidecek yeri olmaksızın herhalde sokaklarda ikamet edecek. Biz Neslişahız, biz Hatice Sultanız, biz Sulukuleyiz, Başka tarihimiz, başka gidecek yerimiz yok.

Tapulu ev sahibi olanlar ise borçlandırılarak ve eğer imkanlarımız el verirse mahallelerimizde yapılacak yeni evlerde, ya da TOKİ'nin belirlediği başka yerlerdeki konutlarda “yaşama hakkı kazanacak”.

Son iki haftadır Fatih Belediyesi üç günde bir bizi gruplar halinde çağırarak projenin temel hatlarını anlatıyor. Toplam 12 grupla toplantı yapacaklarını söylediler. Toplantıda bizim fikrimiz sorulmuyor, uygulamanın nasıl olacağı, ile birlikte Eylül ayında başlayacak yıkımlar anlatılıyor.

Ancak biz 3500 Roman mahallemizi kesinlikle terk etmek istemiyoruz, terk etmemeye niyetliyiz.

İki buçuk haftadır Fatih Belediyesi’nde bizimle gruplar halinde toplantı yapan Başkan Mustafa Demir ve diğer yetkililere anlatmaya çalıştığımız gibi:

1- Tapusu olmayanlar ve kiracıların bu proje sonucu en mağdur durumda kalacağını biliyoruz.  Kanser, romatizmalı pek çok yaşlımız, yatalak insanımız, kolu bacağı kopmuş genç insanlarımız, felçli, siyatikli veya romatizmalı dedeler, nineler, hamile kızlarımız, okula giden çocuklarımız, minik bebelerimiz var. Çoğumuz öyle fakir ki ekmek alacak parası yok, yeşil kartı yok veya verilmiyor, Büyük bir kısmımızın işi bile yok: Romanlara iş vermek üzere kapısını açık tutan iş sahibi öyle az ki, parmakla sayılır.

2- Tapulu evi olanlar ise “dişimizden tırnağımızdan arttırarak, onlarca yıl borç ödeyerek satın aldığımız evleri bırakıp niye yeniden borçlanalım” diye soruyor.

Belediyenin önümüze koyduğu tüm seçeneklerin sonu tarihin ve semtlerimizin yıkımına çıkıyor. Sonuçta burada yaşayan tüm 3 500 Roman yıkıma karşı. Tarihi Sulukule (şimdi Kaleboyu) dahil hiçbir yerin yıkılmasını istemiyoruz.

Eğer belediye burayı gerçekten tarihi bir mekan olarak  korumak istiyorsa, evlerimizin bakım, onarım ve tamiri için bize maddi imkan ile birlikte, mühendislik ve mimari  destek sağlasın.

Biz de evlerimizi güzelleştirmek, sağlamlaştırmak istiyoruz. Ayrıca tarihi Sulukule'nin canlandırılmasını böylece semtimizi İstanbul'un kültür ve eğlence hayatına katkıda bulunmasını; böylelikle de genç-yaşlı- kadın-erkek herkes için iş imkanlarının doğmasını arzu ediyoruz.

 Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği

 

“Yenileme” adı altında postmodern  sürgün ve yıkım yasası

İstanbul en eski yerleşim yerlerinden olan Fatih’te Fatih Belediyesi tarafından geliştirilen Yenileme Alanları Projesi, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı’nın onayından geçerek Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu projelerle Ayvansaray Türk Mahallesi, Fener – Balat Sahili, Sulukule, Neslişah ve Hatice Sultan mahalleleriyle Bulgur Palas bölgeleri “rehabilite” edilecek.

Fatih Belediyesi’nin yenileme alanlarıyla ilgili kararı, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı onayından geçerek Resmi Gazete’de yayımlandı.  Fatih Belediyesi’nin oluşturduğu yenileme alanlarıyla ilgili olarak Resmi Gazete’nin 22 Nisan tarihli mükerrer sayısında 2006/10206 karar sayısıyla yayınlanan ve altında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bakanlar Kurulu üyelerinin imzalarının bulunduğu Bakanlar Kurulu kararı aynen şöyle:

“Ekli “İstanbul İli Kent Merkezinde Yer Alan Bazı Alanların Yenileme Alanı Olarak Kabul Edilmesine İlişkin Karar”ın yürürlüğe konulması; İçişleri Bakanlığı’nın 10/3/2006 tarihli ve 57465 sayılı yazısı üzerine, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 3/4/2006 tarihinde kararlaştırılmıştır.”

Resmi Gazete’de yayımlanan bu kararda ilan edilen yenileme alanlarından ilki, halk arasında ‘Sulukule’ olarak bilinen Hatice Sultan ve Neslişah mahallelerinin bir bölümünü kapsıyor. Fatih Belediyesi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve TOKİ işbirliği ile gerçekleştirilecek yenileme projesi Eylül 2005 tarihinde imzalanan protokolle resmiyet kazandı. ‘Sur Koruma Bandı’ esas alınarak belirlenen ve yaklaşık 80 bin dönüm olan alanda 12 adada 3 cadde ve 10 sokak bulunuyor. Alanla ilgili hak sahipliği çalışmasında 348 parselde 392 bina ve 571 hanenin yer aldığı ve 22 tescilli eserin bulunduğu belirlendi. Fatih Belediyesi konuyla ilgili yayımladığı bildiride şu sözlere yar veriyor:

"Bu proje kapsamında hedeflenen, bölge halkının projeye maksimum düzeyde katılmasıdır. Proje kapsamında hak sahiplerine  ve bölge halkına sunulacak çeşitli seçenekler mevcuttur.

  1. Su anda bölgede ikamet eden mülk sahibi yada kiracı  isterlerse yapacakları katkı payı ile orada yasamaya devam edeceklerdir.

  2. Mülk sahipleri istemeleri halinde belirlenecek olan rayiç üzerinden kamulaştırma bedelini alabileceklerdir.

  3. Ya da mülklerini TOKI ye devrederek TOKI nin kendilerine sunacağı yeni, modern bir siteye yerleşebileceklerdir.

  4. Kiracılar için çekilişe katılmadan TOKI den ev sahibi olma imkanı sunulacaktır."

 

EK-3

1000 yıllık tarih: Hindistan’dan Bizans’a göç

Roman kökenli insanlara dair ilk kayıtlar, 11.yy. sonlarında Bizans İmparatorluğu topraklarına geldiklerini ortaya koyuyor. Antakya Patriği Theodore Balsamon'un çalışmalarında, Romanlardan Yunanca "Aiguptissa" ya da "Egyptians" olarak söz edilmektedir. Bu durum Michael Psellos ve Michael Italikos gibi yazarların, eski Romanların ayı oynatma ve yılan dansı gösterileri aracılığıyla sergiledikleri falcılık ve büyücülük faaliyetleri ile bir zamanlar Firavun’un büyücülerinin Musa’ya meydan okuduğu Mısır topraklarını bağdaştırmalarından kaynaklanmaktadır. “Kıptiler” ya da Bizanslıların kullandığı ve daha sonraları genel kullanım haline gelen ifadeyle Romanlar, davranışlarından ötürü sık sık Ortodoks kilisesinin zulmüne uğruyor ve İstanbul’un sınır bölgelerinde yaşamaya zorlanıyorlardı. Edirnekapı, Meydan veya Su Kulesi dibindeki surların dışında siyah çadırlardan oluşan kamp alanlarında yaşıyorlardı. Surların iç kısmına ancak İstanbul’un tehdit ve işgal altında olduğu dönemlerde yerleşebiliyorlardı, fakat buna rağmen bugün de olduğu gibi ilk yerleşim yerleriyle olan bağlarını daima korudular. Osmanlı döneminde Edirnekapı ve Sulukule olarak adlandırılan bölge, kendi dillerini konuşan (Romanların 3 farklı dili,  Dom-Rom-Lom ile 80 farklı lehçeleri var.) ve geçmişte falcılık ve ayı oynatıcılık, günümüzde müzik ve dansla ön plana çıkan tarihsel bir eğlence geleneğine sahip olan, dünyanın en eski Roman/Roman topluluğunun evi olarak yakın zamana kadar varlığını sürdürüyor.

1950lerde ve 1970lerdeki kentsel dönüşüme paralel birtakım değişikliklerden etkilenmiş olsalar da, Theodore Balsamon’un ilk kez dile getirdiği gibi  Romanlar, 1054’ten bu yana işgal ettikleri bu alanın büyük bir kısmını koruyabilmişlerdir. Romanlar, Türklerin bölgeye yerleşiminden oldukça uzun bir zaman önce, 1054’te söz konusu bölgede ikamet ediyorlardı ve  1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi sırasında topların yapımında işlevsel bir rol oynamışlardır. Sultan, fetihten sonra şehir hayatını ve ticareti yeniden canlandırmak için şehre yeni Roman toplulukları getirtmiştir ve bu dönemde en zengin at tüccarı, sepetçi ve dansçı loncaları Romanların kontrolündedir. Şehrin ve Sulukule’nin Romanları, akrobatları, hokkabazları, dansçı ve müzisyenleri, Sultanın tahta geçiş kutlamalarındaki tören alaylarını, İran’a ve Avrupa’ya sefere giden orduları konu alan minyatürlerde resmedilmişlerdir. 19. ve 20. yy.larda, Sulukule’nin ünü Avrupa ve Amerika’ya kadar yayılmıştı ve Roman dansçıları çeşitli Dünya Fuarlarına götürme planları söz konusuydu (Sultan Abdülhamit bu plana dinsel açıdan karşı çıktığı için hiçbir zaman gerçekleştirilemedi). 20 yy.’ın sonlarında çeşitli filmlerde ve televizyon programlarında gösterilen bölge, drama, komedi, polisiye (“Rusya’dan Sevgilerle” adlı filmde söz konusu bölgeden sahneler yer alır) ve müzikal türlerinde sahne ve arkaplan olarak kullanılmıştır. Roman topluluğu on yüzyıldan beri eski şehrin çarpan kalbi olmuştur ve 1000 yıl önce ilk yerleşim tarihinin yıl dönümü (1054-2054) Romanların ilk milemyumunun bitişi ve bir sonrakinin başlangıcını simgeleyecektir. Romanların yeni milenyumunu, yüzyıllardır yaşadıkları bu bölgede karşılamak, insanlarımız ve insanlık tarihimiz açısından uluslarası öneme sahip bir etkinlik olacaktır. Sulukule Roman adının ve kimliğinin kurulduğu mekândır ve bu yönüyle Romanların köklerini temsil etmektedir. Bu mekân, Romanların dünyanın dört bir tarafına yayıldığı nokta olarak, bizim kalbimizdir. Romanlar olarak bir mekânla özdeşleşeceksek, bu bizim ilk evimiz; yani Sulukule olacaktır.

 

(Adrian Richard Nathaniel Marsh –

Bilgi üniv öğr görevlisi, ve Romanların tarihi üzerine uzman yazar)

 


Devam Eden Projeler

.
Ataköy Özürlüler Merkezi
Ataköy Engelli İş Atölyesi
Engelsiz Yaşam Alanı
Midyat Süryani Projesi
Mercan Koyunculuk projesi
Roman Kültürü
Tunceli Sarımsağı
Tarlabaşı Toplum Merkezi
 

Gelecek Projeler

 
Telkari Gümüş İşlemeciliği
Süt İşletmeciliği
Tunceli Çalıştay Projesi
 

Biten Projeler

 
Afyon Psiko Sosyal Destek
Bingöl Psiko Sosyal Destek
İran Bem Depremi
İstanbul Kent tarımı
Tunceli Toplum Merkezi
 

Fihrist

 
TBMM Üyeleri
Belediye Başkanlıkları
Valilikler
STK E Posta Adresleri
 

Ajanda

 
Katkı Sunanlar
UYD Tanıtım Dosyası
Bize Yazın
 
 
 
 
 

| Web Editörü

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde görüntülenebilir.  

UYD basın ve yayın bürosu  Telefon: 0212 243 99 80- 81 Fax: 0212 243 98 25